Perşembe, Nisan 13, 2017

kişisel terapi alanı.v2

Potansiyel... olumlu bir anlam çağırıştıran bir kelime değil mi? Şu aralar kafamın içinde dönüp duran bitmek bilmez monoloğun ana başlığı, potansiyel.

Biraz daha ayrıntıya inecek olursak benim potansiyelim kafamdaki mesele.

Bu güne kadar hakkımda kullanılmasından hoşlandığım ve kullananların da büyük ihtimalle iltifat amacı güttüklerine inandığım bir kelime bu aslında. Ancak kafamı meşgul eden tarafına gelecek olursak; potansiyelden bahsedilmesi, ortaya koyulmamış bir şeyin romantik bir hayali olmuyor mu? Okulda yaptığım öğrenci projelerinde de, çoğu zaman aldığım yorumların arasına karışır. Belki de bu şekilde sinsice zehirlemiştir beni bu kelime. Söyleyenin amacı teşvik etmektir muhtemelen ama beklentinin karşılanmadığına, hali hazırda söz konusu şeyin yeterli olmadığına da parmak basar aynı zamanda.

Sonuçta potansiyel kavramının beni ittiği gerçek yetersizlik oluyor.

Bana bahsedilen potansiyel, gücümün yetmediği bir romantik hayalin sarhoşluğunda gezindiriyor beni bir süre. Ama zaman geçtikçe gerçeklik sızıyor içeri bir yandan tabi. O hayalin sarhoşluğunda gerçeklikteki yetersizliğimle karşılaşmaya bir türlü hazır olamayan ben ise pes ediyorum. Çoğu zaman.

Acınası bir romantikten öteye gidebilmek daha ne kadar vaktimi alacak kestiremiyorum. Potansiyelimden değil de işlerimden dolayı yorum almak, ortada olmayana dair hayali ipuçları sergilediğim inancını yıkıp da başarabildiğime kani olmak ne zamana nasip olacak?

Çabalıyorum.

Hiç yorum yok: