Pazartesi, Nisan 21, 2014

Bi durdum baktım da... hoş, duracak ne yapıyordum ki?

Sanki benim için geçmiyor zaman.

Yılların geçtiğine zamanın su gibi aktığına tanıklık ediyorum her an. Ama o kadar işte. Bilincim kabullenmiyor aynı şekilde benim için de geçtiğini o vaktin.

Hala 16'yım mesela kafamda, taş çatlasa 18. Hissedemiyorum ki aradaki farkı. Yaşımın ilerlemiş olmasının bana kattığı farklılığı göremiyorum.

Çoğu zaman görmek de istemiyorum zaten. Kaçıyorum. Çok zor geliyor.

Zamanın nasıl çabucak geçtiğini anlamak için en kolay yolun çocuklara bakmak olduğunu farkettim. Bebeklere. Hangi ara büyüyorlar? Benim için geçen zaman onların için de aynı uzunlukta mıydı? Ben nasıl hala aynıyım? Ben niye büyüyemiyorum?

Takılıp kalmışım eski hallerime. Eski huylarıma, geçmiş başarılarıma, başarısızlıklarıma... Her şey geçmişte. Şu an'ı algılayamıyorum bi türlü. Korkuyorum hep. Korkarken kaçırıyorum her şeyi. Kaçıracaklarımı düşünüp korkmaktan korkuyorum sonra da.

Ve en kötüsü de: biliyorum. Hatalarımı biliyorum. Yapmam gerekeni, yapmamam gerekeni biliyorum.

O zaman niye... Neden hala 16 yaşındaki ruhum, 5 yaşındaki bilincimle dolanıyorum etrafta?

Amaçsız, sebepsiz...

Bilmezden geliyorum; çünkü o kolay.
Uyuyorum; çünkü o tatlı.
Duruyorum. Aynı yerde, aynı şekilde...
Bakıyorum. Bakıyorum sadece işte...

Hiç yorum yok: