Cumartesi, Ocak 25, 2014

"Ama..."

İnsanın kafasında sürekli mevcut durumundan/konumundan memnun olmadığı düşüncesi yer alınca yaşam kalitesi baya baya etkileniyormuş.

Yapmak istediğim her şey sadece kafamda dolanıyor. O istek de içimde coşup patlamaktan başka bir şey yapmıyor.

Artık çoğu zaman yapmaya gücümün yettiği heveslerimi bile erteliyorum.

Sanki hayatımı "duraklat"a aldım. Her şeyi öteliyorum. Sürekli bir boş kalma çabası. Boşluğu neye kullanacağımsa belirsiz.

Bu tatsız hislerimin başrolündeyse okulumun bende yarattığı memnuniyetsizlik var. Ciddi ciddi sevmiyorum. Bölümümü değil, okulumu. Üniversite hayatını benim için nasıl büyük bir hayal olduğunu yaşadığım deneyimde uğradığım hayal kırıklığını farkedince anladım. Çok hayal ettim, çok bekledim, çok istedim. Ama hep öyledir ya zaten, olmayınca olmaz.

Buna da şükür. Hayırlısı böyleymiş demek ki. Ama yine de o heveslendiğim üniversite hayatını istemekten vazgeçemiyorum ki ben.

21 yaşındayım. Artık hayatımda bazı şeylerin oturmuş olması gerektiği geliyor aklıma, yaşımı yüksek sesle dile getirdiğimde. Ama derinlerde o kadar toy hissediyorum ki kendimi. Biliyorum, hiçbir şeyin sonuna yaklaşamadım daha.

Üniversite 2. sınıfım. Daha şimdiden yarım sene uzattım okulumu. Hayalimdeki üniversiteye geçiş yapmak istiyorum. Ama eğer oraya geçersem (saymayacakları derslerim yüzünden) 4 yıl okumam gerekli. Bu karar sadece bana kalmış olsa bu duruma yine de gözüm kapalı atlayacağımı biliyorum. Ancak ailem olayı bu geçen senelerimi çöpe atmak olarak gördükleri için razı değiller böyle bir şeye. Haksız da sayılmazlar, beni düşünüyorlar sonuçta. Şimdi böyle düşünsem de arkadaşlarım mezun olurken hala okuyor olmak beni de bıktırabilir. Ne olacak, kim bilir?

Hayatımdaki yeni gelişmelerden biri de dikkat bozukluğu teşhisi oldu. Şimdiye kadar bunu kendim farketmediğime şaşıyorum açıkçası... Ve bunun bir uzantısı olarak da dizi yasağı yedim.

Bu yazıyı okuyacak çoğu kişinin bu konuda beni anlayabileceğine eminim. Tam bir dizi bağımlısıyım. Yeni bölümleri gün be gün için içini yiyerek beklemek. Bazı dizileri kim bilir kaçıncı kere tekrar izlemek. Sezon finallerinin depresyon sebebi olması. Kenarda biriken izlenecek dizi isimleri... vs. vs.
Ciddi bir bağımlılığa dönüştüğünü kim görse anlayabilir. Ve dikkat bozukluğu olan bir insan için kafasının içinde yapması ya da düşünmesi gereken şeyler değil de bilim kurgu karakterlerinin repliklerinin dönüp durması pek de olumlu bir sonuç vermiyor haliyle.

Her ne kadar tatilde olduğum için içimdeki ses dizi komasına girmek istediğini belirtse de... tamam, arada kaçak oynuyorum, bir iki bölümcük. Birden bire dizi izlemeyi tamamen bıraktım desem hangimiz inanırız? Ama tabi bu sorunun ciddi bir çözüme ihtiyacı olduğu gerçeğinden de kaçamam. Ve her bağımlılık gibi bunun da birden bire ve tamamen bırakılması gerektiğinin farkındayım. Ama! ama... Ama'lar bitirdi beni işte!

Hiç yorum yok: