Pazartesi, Eylül 10, 2012

üşengeçlik vs. boğaz

Canım tatlı çektiğinde üşengeçliğim bir kenara çekiliyor, "sağlıklı beslenmen lazım" uyarısı ise beynimin en ücra köşelerinden birine hapsediliyor. yedikten sonra da geri geliyorlar...

Buzlukta kim bilir ne zamandan kalma bi frambuaz vardı. Artık yenmesi lazım bunların...
*önce sade halleriyle yemeyi dener*
Güzel bi ekşilik ama benim için biraz fazla ekşi.
*bu bahaneyle hemen bir paket kremşanti hazırlanıp içine katlır frambuazlar*


Şimdi bu eksik kaldı ama... Evde bitter çikolata da mı vardı? *hemen eritlir*
Olmuşken bari keki de olsun da mini pasta olsun...
Kim uğraşacak şimdi kek hazırlamaya, bir sürü de bulaşık çıkar...
*üşengeç insan üstünü değiştirir ve gider marketten hazır pasta keki alır*
Büyük ağızlı kupalarım nerde benim? Yuvarlak mini pasta boyunda keselim keki şöyle...
He, bir de süslemezsem ölürüm ya ben.


Krema sıkacağım yok benim, yağlı kağıtla idare ediyoruz işte.

Öyle yarım yamalak yapılmış bi atıştırmalık oldu. İçimdeki tatlı canavarını bastırdı ve yerini pişmanlığa bırakıyor yavaş yavaş...

Hiç yorum yok: