Pazar, Kasım 13, 2011

same old same...

Yine yitirdim içimdeki hevesi. Yani yitirmişim gibi hissediyorum, umarım yitirmemişimdir. Tekrar hazırlanırken bu duygusal iniş-çıkışlardan uzak olacağım yanılgısına kapılmışım. Olmuyormuş öyle işte. Daha da güçlenerek, yiyip bitiriyormuş seni o stres denen canavar. Bazen stresin iyi olduğunu söylerler. Yapman gerekenleri yapmak için seni canlı tutar, hırslandırır gibi düşünüyorlar sanırım. Bende işe yaramıyor. Bir konuda stres yapınca resmen bir bataklığa saplanmış gibi oluyorum. İlerleyemiyorum, kurtulamıyorum sadece panikliyorum, korkuyorum. Bir de bunlar geçen senenin üstüne olduğu için sinirlerimin iyice yıprandığını hissediyorum ama vazgeçemem. Pes etmemem lazım. İçimde bir yerlerde dayanma gücü olması lazım. İnşallah vardır ve ben onu keşfedebilirim, yoksa... tamam, bu durum için kelime seçmeye çalışmak bile korkunçtu.

Ortamdaki kasveti dağıtmak amacıyla 10 saniye kadar Dougie'nin şapşal suratına bakalım lütfen...

Bilgisayarı masamdan kaldırmak istiyorum. Ama istemiyorum da bir yandan. yani mantığım öyle diyor ama...
Geçen sene YGS sonucunu öğrendikten sonra kaldırmıştım bilgisayarımı. Pek işe yaradığını söyleyemem. Kardeşimin laptopuna saldırdım ve kendimi dizi komasına soktum resmen. Hiçbir şey düşünmek istemiyordum, kendimi başka bir evrene transfer etmeye çalşıyordum resmen ama tabi ki de pişmanlıkla sonuçlandı.
Evet, bir 10 saniye daha yukarıdaki Dougie'ye dönelim bence...

Bugün liseden arkadaşlarımla buluştum. İçimde biraz kıvılcım çaktı denilebilir. Üniversiteye gitmek istiyorum. Daha fazla aylaklık edemem. Mesleğimi kazanmaya, ideallerimi gerçekleştirmeye çalışmam lazım. Şimdi bilgisayarı kapatıyorum veee... hayır ders çalışamam bu saatte, saat 1 oldu. (gerçi yapmadığım iş değil ama neyse...) Uyumaya gidiyorum uyumaya. Herşeyden önce dinlenmiş bir vücuda ihtiyacım var. He bir de beyine.

İyi geceler Dougie.

gifler: Lauuw

Hiç yorum yok: