Cumartesi, Haziran 26, 2010

Oda'm!

Panik yapmayın. Yanda görmüş olduğunuz bir oda, ama düzeltildi. (canım çıktı düzeltene kadar). En çok vaktini odasında geçirmeyi, odasını değiştirmeyi, odasına yeni şeyler almayı seven ben yine tutkularımın kurbanı oldum. xD.
Sabahleyin sadece etraftaki dağınıklığı düzeltmek, kitapları düzenlemek, gereksiz şeyleri atmak vs. sebeplerden ötürü odamı düzenleme işine giriştim. Zaten sürekli aklımda olan düşüncelerse, beni rahat bırakmayıp kafamda uçuşmaya başladılar yine. Mutlu hissetmem için, bulunduğum ortamın (eğer kafamda bir değişiklik varsa) kafamdaki gibi olmasını isterim. Öyle olunca daha rahat ve huzurlu hissediyorum. Ve sanki eşyaların yerini değiştirmek bana enerji veriyor. Evet sadece zevk de değil, enerji veriyormuş gibi hissediyorum. Herneyse işte. Aldım elime kalem kağıdı, hopladım yatağımın üstüne ve taslak çizmeye başladım. Ve taslağı çizerkende bir elimde mertre, bir elimde kalem, sürekli yerimden fırlayıp eşyaların, odanın ölçüsünü alıyorum. Yanlız odanın eninin ölçüsünü almamıştım ve 3 metre olarak biliyordum. (babam öyle söylemişti.) Ve ben akıllının çizdiği taslağa göre eğer yatağım fotoğraftaki şekli yerine onun 90 derece dik konumunda olsaydı, sağ tarafta bulunan (fotoğrafta görünmeyen) dolabımın kapakları da açılabilecekti. Ve yine ben akıllı odanın enini 3 m kabul edip, hiç tekrar ölçü alma gereği duymadan yatağımı çevirmeye başladım. Daha rahat çevirebilmek için de yatak başlığını çıkarttım. (fotoğrafta o yüzden yatağın ayakucunda duruyor.) Herneyse sonuç olarak ölçüm yapmadan, odanın eninin 3 metreden az olduğunu nasıl bulacağımı görmüş oldum.
Sonra odayı başka nasıl değiştirebilirim derken, yatağı tekrar düzledim, ortaya çektim, yanına piyanoyu ittim vs. baya bir iş çıkarttım kendime kısacası. Ve asıl işkence geliyor. Hepsini tekrar düzelttim. Ama o yatak başlığı var ya... Öldürdü beni. Tam olarak kucaklayamıyordum ve dolayısıyla tek başıma kaldırmak da zor oluyordu. Ama sonuç... zafer!
(Bu arada ben odamda bu dolapları döndürürken kapı kilitliydi, ve kimsenin haberi yoktu. Kapıyı açtığımda da hepsini eski haline çevirmiştim. x))
Aklınızda odamın bu hali kalmasın. Normal halini de koyayım bari...
Bütün bu maceradan sonra, bari kilo vermiş olayım diyorum. O kadar eşyayı ittirdim, kaldırdım. Ama maalesef odamı düzeltmek bunlarla bitmedi. Akşama kadar, hatta ne akşamı ya gece, koltuğumun bazasındaki eski ders kitaplarını, okuma kitaplarını falan ayıklayıp yerleştirdim. Bir de eski ve işe yaramayacaklarını bildiğim halde atamadığım eşyalarım vardır. Bu huyumdan nefret ederim. İşine yaramıyorsa at şunu gitsin di mi? Bu yüzden de elime gelen çoğu şeyle oyalanırım ve toparlama işi de acayip uzar.
Pff, bu işlerden sonra gene bu saate kadar da film izleyip, blog yazmış oldum. Ahhh... Başladı yine benim bilgisayar başında sabahlama günlerim galiba.
Neyse artık, yorgun düştüm sanırım. (Bu saate kadar da öğle sularında uyandığım için uyanık kalabildim.) Uyuyup biraz dinlensem iyi olur... Sanırım kemiklerim sızlamaya başladı...

~Bu arada ortalama yükseltme sınavları için de başvuru süresi dolmuş oldu dün. Tahmin etmek zor olmasa gerek, başvurmadım. Notumu düşürmekten korktum biraz. Ve de tatile girmişken hiç kitap açacak motivasyonum yoktu zaten.

Hiç yorum yok: